Vitaminler
Vitaminler
Meme Kanserinin Tedavisi Yolunda Dev Bir Adım

Meme Kanserinin Tedavisi Yolunda Dev Bir Adım

Meme Kanserinin Tedavisi Yolunda Dev Bir Adım

Princeton Üniversitesi’ne bağlı New Jersey Kanser Enstitüsü bünyesinde çalışan araştırmacılar, meme kanseri vakalarının yüzde 40 ila 30’unda etkinleşerek hastalığın yayılmasına ve klasik kemoterapi yöntemlerine direnç göstermesine neden olan geni tanımladılar.

“Metadherin” veya MTDH olarak bilinen gen, insanın sekiz numaralı kromozomunda bulunuyor ve kanserin metastazında hayati bir rol oynuyor. Çünkü bu gen yüzünden tümör hücreleri kan damarlarına sıkıca tutunarak vücudun diğer hayati organlarına ulaşabiliyor. Bu şekilde hastalık tüm vücuda yayılıyor. MTDH geninin bir diğer özelliği ise tümörleri güçlü kemoterapi ilaçlarına karşı daha dirençli hale getirmesi.

Metadherin geninin tanımlanması ve genetik mekanizmasının çözülmesi, meme kanserinin metastaz etkisini durdurabilecek ilaçlar geliştirmek açısından çok önemli bir adım olarak görülüyor.Genin tanımlanmasından sonra geliştirilebilecek ilaçlar MTDH’nin ölümcül etkiler yaratan özelliklerini değiştirebilir, bu sayede de meme kanserinin vücutta diğer organlara yayılması önlenebilir.

Metadherin geninin etkisiz hale getirilmesi, meme kanseri hastaları için iki önemli fayda sağlayacak. Birincisi kanserin tekrar etmesi önlenecek ikincisi ise kanserin metastaz yoluyla yayılma riski önemli ölçüde azalacak. MTDH üzerine araştırma yürüten ekibin üyelerinden, Princeton Üniversitesi Moleküler Biyoloji Bilim Dalı üyesi, Yardımcı Profesör Yibin Kang, meme kenserine yakalanan hastaların hayatını kaybetmesine neden olan iki temel sebebin bu yeni gelişmeler sayesinde ortadan kalkacağını düşünüyor.

New Jersey Kanser Enstitüsü Müdürü Michael Reiss, MTDH geninin tanımlanmasının, metastazı önleyici ilaçlar bulmak için çok önemli bir yol açtığı kanısında. MTHD genini tanımlamak için uygulanan araştırma disiplini sayesinde sadece meme kanseri değil diğer kanser türlerinde de metastaza yol açan genleri tespit etmenin mümkün olacağı birçok bilim insanının ortak fikri. MTDH genini tanımlayan çalışma üç yıllık bir çabanın bir ürünü.

İntegratif genom bilim, klasik araştırmaları ve laboratuvar deneylerinin toplamında ulaşılan başarılı sonuç, farklı disiplinlerin başarılı bir sinerjisi olarak da dikkat çekti. Üç yıllık çalışmanın en ilginç noktalarından biri, çalışmaya katılan bilim insanlarının matematik verilerle klinik araştırma sonuçlarını şimdiye değin olmadığı kadar büyük bir başarıyla birleştirmeleriydi. Devasa meme kanseri verilerin yine devasa derecede güçlü bilgisayarlar aracılığı ile mercek altına alan araştırmacılar insanın sekizinci kromozomunda bulunançok küçük bir alanın (araştırma esnasında 8q22 olarak isimlendirildi) kanseri yayılan ve büyüyen hastalarda bulunan en önemli nokta olduğunu keşfettiler. Ardından 8q22 üzerinde yoğunlaşan araştırmalar sonucu MTDH geninin özellikleri de ortaya çıktı. MTDH geninin tanımlanması sayesinde kemoterapiye dirençli ve metastaz özelliği taşıyan meme kanserine karşı etkin ilaçlar üretebilmek mümkün.

Metastazın önlenmesi konusunda umut verici bir başka çalışma da Londra Tıp ve Dişçilik araştırmacılarının imzasını taşıyor. Çalışmayı yürüten Profesör Marco Falasca ve ekibi metastazın bir başka ölümcül niteliği olan kanserli hücrelerin sağlıklı hücreleri istila etmesi özelliğini önlemeye yönelik bir çaba içinde. Falasca’ya göre metastazın nasıl geliştiğini anlamak için süreçte rol alan moleküllerin belirlenmesi ve hücrelere hareket yeteneği sağlayan mekanizmaların aydınlatılması gerekiyor. Sonuçta, araştırmacılar fosfolipaz Cy1 (PLCy1) adlı enzimin metastaz oluşumunda önemli bir rol oynadığını ve bu enzimin üretiminin azaltılmasıyla metastazın geriletilebileceğini belirlediler.

Yazar Hakkında

Eğitimci & Araştırmacı

Benzer yazılar

Bu İçeriğe Yorum Yap!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir